Kişisel gelişim konularında en yaygın bilinen ve klasikleşmiş sözlerden bir tanesi “Bana balık verme, balık tutmayı öğret!” olmuştur. Hemen herkes ezberden bu cümleyi kullanır. Ancak maalesef büyük çoğunluk çok düz bir ezber kullanımla sınırlı bakış açısına sahip olarak bu ifadeyi dikkate alır.
Metaforik anlamı bir yana, balığın kendisi çok değerli bir besindir. Elbette balıktan balığa farklar vardır ama büyü bir çoğunluğu oldukça esaslı besin değerleriyle insana ve gelişimine önemli katkı sağlar. Metaforik anlamda ise “balık” bir bilgidir, deneyimdir, çözümdür ve belki daha birçok şeydir…
Hem kelime anlamında, hem de metaforik olarak bakarsak, balık verilen kişi gözüyle “keşke her gün birileri bana balık verse”…
“Balığı veren kişi” tarafından bakarsak, kelime anlamında balığı verdiği kişinin o öğün için karnının doymasını sağlar. Metaforik anlamında ise çoğu zaman karşısındakine hızlı bir çözüm sunar, kısa ve kolay bir yol önerir, deneyimini paylaşarak iş kolaylaştırır. Böylece o kişiyi anlık tıkandığı durumdan kurtarır. Balığı veren kişi her zaman “uzun serbest zamana” sahip olamayabilir. O yüzden hızlıca bir paylaşım yapar ve geçip gider. Bazen de “uğraşmak” istemeyebilir. Hatta balığı vermekten öte bir yaklaşım bilmiyor bile olabilir.
“Balığı alan kişi” kelime anlamında karnını hızlıca doyurma fırsatı yakalar ama bu fırsat tek seferlik bir fırsattır. Sonraki sefer yine yeni bir balığa ihtiyaç duyacaktır. Metaforik anlamda ise tıkandığı noktayı o an aşabilecek ama bunu nasıl yaptığını anlamamış olabilecektir. Belki aynı tıkanıklıkla tekrar karşılaşırsa yine sıkışıp kalacaktır.
Balık Tutmak
Bir kişinin bir başkasına balık verebilmesinin farklı yolları vardır. Bir yerden hazır olarak satın alıp verebilir ama alıp vermek için sahip olduğu kaynakları bir yere kadar yeter. Sonrasında kendisi de kaynak yetersizliği nedeniyle alamayabilir.
İkinci bir yol ise “balık tutma” yöntemidir. Sonuçta denizde, gölde, akarsuda çeşitli balıklar vardır. Elinde sadece bir olta veya ağ ile gelip, sahip olduğu aracı doğru şekilde kullanarak balık tutabilir. Tuttuğu balıkları da hem kendisi için hem de çevresindekiler için bir kaynak olarak kullanabilir.
Balık verilen kişi “balık tutmayı” öğrenebilirse ve elbette doğru ekipmana sahip olursa, kendisi de balık tutabilir. Kendi karnını doyurup işini çözerken bu sefer kendisi etrafına katkı sağlayabilecek konuma yükselir. Bu yüzdendir ki balığı veren kişiye “bana balık tutmayı öğret” şeklinde istekte bulunur.
Herkes balık tutmak istemeyebilir. Üstelik istese bile bunu beceremeyebilir. Ancak genel çoğunluk kendi başının çaresine bakma isteği ile “balık tutmayı öğrenmek” hevesine sahiptir.
Balık Yetiştirmek
Birileri balığı yakalar, hemen hepsi de yer ama balıkların devamı nereye kadar olacak?
Ya balıklar biterse?
Ya balıkların üreme, çoğalma hızından daha fazla balık tutma ihtiyacı olursa?
İşte tam da bu sebepten, sürdürülebilir ve daha verimli çözüm olan “Bana balık yetiştirmeyi öğret!” kavramını ortaya attım. Bunu uzun yıllardır çevremde paylaşıyorum.
Balık verdiğinizde tek seferlik bir çözüm sunarsınız.
Balık tutmayı öğrettiğinizde çözüm üretmeyi öğretmiş olursunuz ama varolan kaynakların sürdürülebilirliğine dikkat etmemiş olabilirsiniz.
Ama “balık yetiştirdiğinizde” ve “balık yetiştirmeyi öğrettiğinizde” artık karşınızdaki kişi hem kendi işini çözecek, hem başkalarına yardım edebilecek, hem de sürdürülebilir bir süreci hayata geçirerek uzun vadede daha anlamlı bir sonuç elde edecektir.
Klasik sözün yaygın bilenen kısa hali neydi?
“Bana balık verme, balık tutmayı öğret!”
İfadeyi bu şekilde kullanınca sanki verilen balığı bile reddetmiş görünüyoruz. Sunulanı gereksiz bir saygısızlıkla bir kenara itiyoruz. Hâlbuki sunulan balık da balık tutmayı öğretmek kadar değerlidir.
Aslında ifadenin daha doğru şekli “Bana balık verirsen bir gün karnım doyar, balık tutmayı öğretirsen ömrümün sonuna kadar karnımı doyurabilirim” olarak da geçer.
Benim kendi geliştirdiğim yaklaşıma yönelik uyarladığım hali ise şu şekilde:
“Bana balık verebilirsin, yine de bana balık tutmayı öğret, ama bununla yetinme, bana balık yetiştirmeyi de öğret!”
Bana balık verilirse karnım doyar. Bana balık tutmak öğretilirse başkasına ihtiyaç duymadan karnımı doyurabilirim, hatta başkalarına da tuttuğum balıklardan verebilirim. Ama bana balık yetiştirmek öğretilirse kendime hem de başkalarına faydalı olmanın sürdürülebilir yöntemine sahip olurum ve çok daha faydalı biri haline gelirim.
(Not: Karikatürler ve içindeki mesajlar işin esprisi ve çok da ciddiye almayın. Ama yine de içerikleri zihninizi açsın diye aralara serpiştirdim.)
Hayatınızda size balık verenler de bir şeyleri öğretebilenler de eksik olmasın. Mümkünse siz kendinizi geliştirin, balık veren, tutmayı ve yetiştirmeyi öğreten asıl siz olun.
Köksal Gürkan
Profesyonel Koç, Eğitmen
Balık Yetiştiricisi 🙂

